Hızlı Erkekler Cialis  İçiyor Kadınlara Saygı  Duymuyor

Türkiye de İlişki için  Cialis Tadalafil Kullanan  Erkek Toplum

Benim de amacım asla ekseriyetle kültür ve bilgi birikimi açısından hep bir adım gerimdeki hoş görünümlü beylerden birine nikahı basmak olmadı ama en azından nezaket, zarafet ile iletişim kurmaya çalıştım. Ormanda karşına çıkan sinirli bir ayı ile ne derece iletişim kurabiliyorsan kısa süreli  odaklı ilişki için ordan burdan bulunan erkekle de o derece seviyeli iletişim kurabilirsin. Elbette genelleme çok yanlış ama modern çağın takılma kültürünün hızlı erkekleri  cialis içiyor ve maalesef kadınlara hiç saygı duymuyor ve saatlerce ilişkide kadın  yoruluyor  32 saate varan etkilerden bahsediyoruz.  Kadına da yazık değil mi.?  Bana sorarsanız tüketilebilir bir mal, bir parça et olarak görüyor. Sözlerim acı geldiyse erkek bireyler dönüp bir kendi duyguları ile derinden yüzleşsin derim. TÜRKIYE DE yakın zamana kadar uygulanan tek çocuk politikası nedeniyle erkeklerin sayısı kadınlardan çok daha fazla. Bu politika 2015’te kaldırıldı, ancak etkisinin görülmesi yıllar alacak. Erkeklerin kadınlardan fazla olması onların eş bulma olanağını sınırlıyor. 2021’de evlenme yaşına gelmiş erkek ve kadınlar arasındaki farkın 27 milyonu bulacağı tahmin ediliyor. 2025 ‘da ise türkiye ‘deki deki erkeklerin dörtte birinin 30’lu yaşlarında hâlâ evlenmemiş olması .
Cinselliğin nasıl bir toplumsal takıntı olduğunu bu dönemde en berbat hali ile idrak ettim. Takılma türkiye ‘de abaza erkeklerin ve kadına düşkün ilişkiye düşkün  erkeklerin benim gördüğüm çoğunluğu cinsellik konusunda ergenlikleri ve toplumsal yargılar arasına sıkışıp kalmış durumda cialis içen  bir erkek  toplumdan bahsediyoruz.  Kadınları verilecek değer bakımından sınıflandırma, özellikle hızlı seks odaklı ilişki kurdukları kadınları değersizleştirme eğilimindeler. İçten içe tam da toplumun dayattığı gibi özgür olarak görüyorlar. Bu sebeple ilişkisi içinde oldukları kadınları bu ortağı oldukları için değersiz ve tüketilebilir görüyorlar. Eğitim, dünya görmüşlük falan bu içe işleyen zalim toplumsal dayatmayı düzeltemiyor var tabii. Takılma kültürü erkekliğin şovuna o kadar müsait ki. Bu sebeple kadınlık duygularımıza sıkı sıkıya tutunup kendimizi hiç göz ardı etmemek oldukça hayati. Takılma kültürü Tam olarak Benim hissettiklerimi yazmıştı. Takılma kültürünün kazananı da yine erkeklik oluyor. Bu kadar fazla farkındalık Benim elbette ki savunma mekanizmamı uyandırdı. Elinde kılıcı ile hiç şakası olmayan bir kadın  Kendisi Benim savunma mekanizmam olur ve görevi kelle almaktır. Duygusal olarak incindiğimde  hanım gelip Benim içimde o alır. O zat Benim hayatımdan sanki ölmüşçesine çıkar. Zalimce ama kesin çözüm. Takılma kültürü beylerinin içine yonca biçer gibi daldım haliyle. Canımı en ufak şekilde, bazen bir söz bir tavırla sıkanı  devrede ede, sıradaki diyerekten geçtim o dönemden. Fakat bu Benim kendimi hiç dinlememem, kadınca duygularımı dipfrize koymam anlamındaydı. O rüzgarlar sertçe estikten sonra buzlar erimeye başladığında tüm patriyarkal dayatmaları daha iyi ayırt edebilen, daha feminist bir kadın çıktı ortaya. Bu kez hiç duygularımı, kadınlık onurumu gururumu, haklarımı, beklentilerimi, arzularımı, isteklerimi göz ardı etmeden kurmaya çalıştım ilişkilerimi. Ardımda bir olduğunu bilmenin verdiği güvenle. Yanlış da olsa bu Beni hâlâ çok rahatlatıyor. Bir erkeği neden hayatımdan çıkaramayayım ki? Gelin görün ki gerçek hayat böyle değil, bazen çıkaramıyorsunuz. Ah o kaotik duygular. Ah o merhamet. Elbette bir süre takılayım deneyip  görelim  yaşantıyı.

Leave a Comment